Kayıtlar

değişim etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Geri Verilen Kız | Kalbime dokunan bir okuma

Resim
    Geri Verilen Kız – Donatella Di Pietrantonio 📚 Bazı kitaplar bitince hemen kapanıp rafa kalkmıyor, bir süre insanın içinde kalıyor… Geri Verilen Kız benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çeken bir hikâyeydi. En çok da o ait olamama hissi çok geçti bana. Bir yere ait hissetmeye çalışmak, sevilmek istesen de kendini hep biraz yabancı hissetmek… Kitap boyunca bu duygu çok güçlüydü. Annelik, kardeşlik, aile bağları ve insanın kendini arama hali çok güzel işlenmişti. Ama bunu öyle abartılı ya da zorlayıcı bir şekilde değil, çok sade ve doğal bir anlatımla veriyor. Zaten bence kitabın en etkileyici yanı da bu. Cümleler çok süslü değil ama hissettirdiği şeyler gerçekten güçlü. Okurken bazı yerlerde karaktere çok üzüldüm, bazı yerlerde de içindeki kırgınlığı çok net hissettim. “İki yaşayan annesi olan bir yetimdim.” Bazen sadece ne yaşadığını değil, ne hissettiğini de okuyormuş gibi oldum. Bu yüzden kitap bana daha d...

OLANI KABULLEN

 Hayatta her şey kontrolümüz altında değil. Bazen ne kadar uğraşırsak uğraşalım, bazı şeyler değişmiyor. İnsan büyüdükçe fark ediyor bunu. Bir yere ait olamadığında, bir şey elinden kayıp gittiğinde, bir duvar gibi dikilip çaresizliğe çarptığında… İşte o zaman anlıyor: Direnmek kadar kabullenmek de bir cesaret işi. Kabullenmek, pes etmek değil. Aksine, bir şeyin gerçekliğini olduğu gibi görebilmek; ona karşı savaşmadan, kendine zarar vermeden durabilmek. “Evet, bu böyle oldu,” diyebilmek. Kalbin sıkışırken bile o cümleyi kurabilmek: “Elimden geleni yaptım.” İşte bu, olgunlaşmanın en sessiz ama en güçlü hali. Bazen birini seversin, ama onun seni sevme biçimi seni tamamlamaz. Bazen bir hayalin vardır, ama yolun oraya çıkmaz. Bazen çok çalışırsın, ama sonuç senin elinde değildir. İşte o anlarda kabullenmek devreye girer. “Ben eksik değilim. Sadece her şey istediğim gibi gitmedi.” diyebilmek gerekir. Kabullenmek, yara almamak değil; yaranın içinde yaşamayı öğrenmektir. Acıyla el ...

GEÇMİŞİ GEÇMİŞTE BIRAK

Resim
       Birçok insan geçmiş ile arasındaki bağı koparamaz. Geçmişi düşündükçe orada takılı kalır ve ileriye doğru bakamaz. Çünkü hayatta karşılaşılan olaylar sırtımıza yük gibi gelir ve biz eskiye dönerek geçmişe bakmanın daha kolay olduğunu düşünürüz. Karşımıza çıkan zorluklardan geçmişte odaklanarak kaçmak kolay gelir. Geçmişin  sürekli düşünülmesi, yapılan hataların, değersiz hissettiğiniz zamanların, sürekli düşünülmesine yol açar ve bu durum insanın psikolojisini olumsuz etkileyen bir durumdur. Sürekli geçmişi düşünen geleceğine odaklanamayan insanlar sürekli geçmişinde yaşar.  Geçmişte takılı kalmak şimdiye odaklanmanızı engeller. Gelecek hayatınızı da etkisi altına alır. Bu sebepten dolayı geçmişe takılmaktan kurtulmak hepiniz için en iyisi olacaktır.       Geçmişte olan kötü anılarınıza dalıp gittiğinizde geçmişte olan iyi anılarınızı da düşünmeye başlamalısınız. Her zaman başarısız olamazsınız. iyi anılarınız da muhakkak ki vardı...

İnsanlar Neden Hayatlarında Değişime Kapalıdır?

Resim
     Doğa kendini sürekli yenileyen ve değişen bir süreç içerisindedir. Peki doğa bu kadar yeniliğe açıkken insanlar neden yeniliğe bir o kadar kapalı hale gelmiştir?  İnsanlar neden bu kadar değişime direniş gösterir?    Her insan değişmek ister, fakat istediği kadar da korkar. Çünkü değişim olumsuz bir şeymiş gibi gelir. Değişim sonsuzdur ve bu yüzden insanlar değişikliklerden korku duyduğu için  direnmektedir. Değişim gösterebilen herkes ilerleyebilir, direnç gösterenler ise her zaman gerilemek zorunda kalacaktır.     İnsanlar yeniliklere direnirken, neden direndiklerini bile bilmezler  bazen. Oysa ilk önce bu yeniliğe karşı neden direnç gösterdiklerini, direncin kaynağının ne olduğu bilinmesi gerekir.    Misal, eğer değişmek benim çıkarlarıma uygun değilse, beklentilerimi karşılamayacaksa direnç gösteririm. Ya da  değişim gösterdiğimde sahip olduğum, güç, prestij, kaybetmek istemediğim herhangi bir şeyi kaybedebil...

Bir İlişkiyi Yürütebilmek

Resim
     Öncelikle herkese merhabalar... Bu yazımda bir ilişkiyi doğru yürütebilmek için gerekli noktalara değineceğim...      İlk olarak  bireylerin aradaki dengeyi koruması gerekir. Fazla fedakarlık yapmak, onun yapması gereken şeyleri sizin üstlenmeniz, o insanı sorumluluk almaktan kaçıracak ve bir bakacaksınız tüm o sorumlulukların altında siz ezilmişsiniz. Kendinizden ne kadar verirseniz o kadar sevilmeyeceksiniz. Kendinizden verdiğiniz her işin altına kendinizi attığınız da değer kaybedeceksiniz  Ya da ego savaşına girmek, kendini ispatlamaya çalışmak dengeyi bozan durumlardır. Bu sebepten aradaki dengeyi korumak önemlidir. Siz bir adım attığınızda karşınızdaki size bir adım gelmiyorsa kendinizi geri çekmelisiniz. Çünkü her şey bir tahterevallinin iki ucu gibi siz ağır basarsanız aradaki denge bozulur.      İkinci olarak b ir ilişkinin yürüyebilmesi için kendinize ait alanınızın olması çok önemlidir. Hayatınızı sadece birine adama...

Bakış Açını Değiştirdiğinde Baktığın Şey de Değişir! (Max Planck)

Resim
       Aslında bakış açısı dediğimiz şey sizin hayata hangi pencereden baktığınızdır. Bakış açınıza göre hayatınızı şekillendirirsiniz. Çünkü içinde bulunduğun olaylara/durumlara göre  anlamlar yükler ve ona göre davranırız.  Olayları algılayış şeklimiz vereceğimiz kararları da etkiler. Oysa bakış açımızı genişlettiğimizde birçok seçeneğimiz ortaya çıkar.        Hayatında olumsuz bir olay olduğunda "Neden bunlar hep benim başıma geliyor?" demek yerine "Evet, başıma geldi ama bundan da bir ders çıkardım" diyebilirsen eğer hayatınızdaki odağınızı değiştirirsiniz. Aynı şekilde bir işi başaramadığınızda "Neden yapamıyorum? diyerek tüm olumsuz enerjiyi üstünüze çekersiniz ve aslında yapabileceğiniz işten umudunuzu keser ve karamsarlığa kapılırsınız. Oysa "bu işi nasıl en basit şekilde halledebilirim? dediğinizde bakış açınız değişecek ve işleri daha kolay yapabileceksiniz.        Hayatınızı "Neden hep benim başım...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yalnızlık Korkusu: Sessizliğin İçindeki Çığlık

✍️ Kendinle Barışmanın Psikolojisi

Kusursuzluğu Aramak