OLANI KABULLEN
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Hayatta her şey kontrolümüz altında değil. Bazen ne kadar uğraşırsak uğraşalım, bazı şeyler değişmiyor. İnsan büyüdükçe fark ediyor bunu. Bir yere ait olamadığında, bir şey elinden kayıp gittiğinde, bir duvar gibi dikilip çaresizliğe çarptığında… İşte o zaman anlıyor: Direnmek kadar kabullenmek de bir cesaret işi.
Kabullenmek, pes etmek değil. Aksine, bir şeyin gerçekliğini olduğu gibi görebilmek; ona karşı savaşmadan, kendine zarar vermeden durabilmek. “Evet, bu böyle oldu,” diyebilmek. Kalbin sıkışırken bile o cümleyi kurabilmek: “Elimden geleni yaptım.” İşte bu, olgunlaşmanın en sessiz ama en güçlü hali.
Bazen birini seversin, ama onun seni sevme biçimi seni tamamlamaz. Bazen bir hayalin vardır, ama yolun oraya çıkmaz. Bazen çok çalışırsın, ama sonuç senin elinde değildir. İşte o anlarda kabullenmek devreye girer. “Ben eksik değilim. Sadece her şey istediğim gibi gitmedi.” diyebilmek gerekir.
Kabullenmek, yara almamak değil; yaranın içinde yaşamayı öğrenmektir. Acıyla el sıkışmak, geçmişle barışmak, kendine anlayış göstermek demektir. Ve belki de en çok da kendimizi kabullenmekle başlar her şey. Kusurlarımızla, hatalarımızla, geçmişimizle… Kendimizi sarılmaya değer bulduğumuzda, dünya biraz daha yaşanılır hale gelir.
Unutma, bazı şeyleri değiştiremezsin ama onları kabullenerek kendini değiştirebilirsin. Ve bazen bu, hayattaki en büyük zaferdir.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Yorum Gönder