Geri Verilen Kız | Kalbime dokunan bir okuma

Resim
    Geri Verilen Kız – Donatella Di Pietrantonio 📚 Bazı kitaplar bitince hemen kapanıp rafa kalkmıyor, bir süre insanın içinde kalıyor… Geri Verilen Kız benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çeken bir hikâyeydi. En çok da o ait olamama hissi çok geçti bana. Bir yere ait hissetmeye çalışmak, sevilmek istesen de kendini hep biraz yabancı hissetmek… Kitap boyunca bu duygu çok güçlüydü. Annelik, kardeşlik, aile bağları ve insanın kendini arama hali çok güzel işlenmişti. Ama bunu öyle abartılı ya da zorlayıcı bir şekilde değil, çok sade ve doğal bir anlatımla veriyor. Zaten bence kitabın en etkileyici yanı da bu. Cümleler çok süslü değil ama hissettirdiği şeyler gerçekten güçlü. Okurken bazı yerlerde karaktere çok üzüldüm, bazı yerlerde de içindeki kırgınlığı çok net hissettim. “İki yaşayan annesi olan bir yetimdim.” Bazen sadece ne yaşadığını değil, ne hissettiğini de okuyormuş gibi oldum. Bu yüzden kitap bana daha d...

Moda ile Tüketimin Akıl Almaz Birlikteliği

 



İnsanların hayatta kalabilmek için karşılamaları gereken belirli zorunlu ihtiyaçları vardır. Bunlar barınma, savunma, giyinme, yemek, solunum gibi temel ihtiyaçlardır. Bunların yanında kültürel ve sosyal ihtiyaçları da vardır. İnsan ihtiyaçları sonsuzdur ve insanlar bu ihtiyaçlarını tatmin etmek isterler. Tatmin sonucunda bireylerin ihtiyaçları çeşitlenir. Bu çeşitlilik zevklerine, tercihlerine, modaya ve zamana göre değişiklik gösterir.

Tüketim, insanların ihtiyaçları doğrultusunda olmaktadır. Zorunlu olarak ve keyfi olarak gerçekleştirilmektedir. Bilinçli tüketim ise tüketimin gerekli ve yeterli bir şekilde yapılması anlamına gelmekle beraber, tüketim mallarının nasıl, ne zaman ve nerede tüketileceğinin bilinmesi anlamına gelmektedir.

Tüketim kültürü gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın yok olduğu bir kültürdür. Günümüzde istek ve ihtiyaç o kadar iç içe geçmiş ki çoğu zaman aynı anlamı taşıyormuş gibi algılanmaktadır. Aslında ikisi de birbirinden çok ayrı anlamlara sahip kavramlar. İhtiyaçlar nesneldir ve zorunlu olarak karşılanması gerekir. İstek ise kişiseldir ve tercihlere göre şekillenir. Tüketim kültürüne göre herkes özgürce tüketmelidir. Bireyleri zorlayıcı bir kültürdür. Hiç ihtiyacımız olmayan bir şeyi sanki ihtiyacımız varmış gibi algılamamıza neden olur. Yani lüksü bir ihtiyaçmış gibi önümüze koymaktadır.

Tüketim daha çok moda üzerinde şekillenmektedir. Ve tüketim kültürü moda üzerinden incelendiğinde daha açıklayıcı olur. Çünkü moda bizlere bir şeyleri tüketmeye zorlamaktadır. Sanki ihtiyacımız varmış gibi satın alma isteği doğurur. İnsanlar sahip olmak istedikleri şeyleri kapitalizmin oyunlarına kanarak sahip olmak için kendilerini zorlamaktadırlar. Ama bu durum insanlar için tercih meselesi olarak değil sanki bir zorunlulukmuş gibi görünür.


Hatta kendilerini sırf modern görünmek için pahalı kıyafetler giyip, pahalı mekanlarda takılmak zorunluluğu içinde hissetmektedirler. Bu yüzden ülkemizde alışveriş mekanları, mağazaları, lüks restoranlar, lüks kahveciler çeşitlenmekte ve hızla yayılım göstermektedir. Kahveciler nesil nesil biraz daha modernleşerek lüksleşmektedir. Modernlik algısı artık lüks tüketim gibi görünmektedir.




Tüketmek insan doğasında var olan ve sürekli daha farklı ihtiyaçları doyurmak için var olan bir kavramdır. İnsanların doyumsuzluğundan kaynaklı olarak artık kendilerini doyurana kadar tüketmeye devam edeceklerdir. Ve bu durumda kazanan kapitalist tüketim olacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yalnızlık Korkusu: Sessizliğin İçindeki Çığlık

✍️ Kendinle Barışmanın Psikolojisi

Kusursuzluğu Aramak